6 Mart 2012 Salı

"Koku, benim zaman makinemdir." demişti bir arkadaşım yıllar önce. Aile evi kokusu, yagmur kokusu.. Bugünün adı "Back to the Future" olsun.

     Geçmiş kiminin dönmek için elinden gelen herşeyi yapabileceği kimininse hatırlamak bile istemediği ilginç birşey aslında.Ben de geçmişe takıntılı olan insanlardanım ama benimkisi tatlı bir takıntı sanırım.Güzel birgün geçirdikten sonra ertesi gün 'keşke dün bugün olsaydı' dersiniz ya aynı öyle işte. :)
     Şu bir gerçek ki küçükken daha bir gözü kara oluyor insan, istediği gibi uçarılık yapabiliyor,yaptığı hatalar daha bir kabullenilir oluyor.Ama şimdi öyle mi..3 sene sonra ülkemizin herhangi bir ilinde, bir sınıf dolusu miniğin emanet edildiği,onlara gözü gibi bakmak,onları kendi çocuğu gibi yetiştirmek zorunda olan bir öğretmen adayıyım ben.Az önce bahsettiğim uçarılıkların hiçbiri yok artık yetiştirmem,sonsuz sevmem gereken küçükler var :) Hem hiç büyümek istememek hem de biran önce mezun olup hayata atılmak istemek bu nasıl bir ikilem?.. :)
     Keşke her insan hatırlamaktan mutluluk duyduğu güzel bir geçmişe sahip olsa..Bence bu çok önemli.Geçmişten ders çıkarabilmek, bunları geleceğe aktarabilmek ve sonuç olarak düzgün bir geçmişe sahip olmak, formül gibi. :)
      Ezginin Günlüğü dinler misiniz? :) Ne yazık ki dinleyici kitlesi giderek azalsa da ben çoook severim ve de hep dinlerim. :)

                                                   Ezginin Günlüğü - Sigaramın Dumanı(1980) 
                                                               http://fizy.com/#s/14gxy1
     
   


'' sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
gitme gitme el olursun sevgilim incitir beni
yokluğuna ah yol yol olsa uzasa unutmam seni.. ''


3 yorum:

  1. En kötü geçmiş bile, gelecekten daha aydınlık geliyor bana da. Anı yaşarken sahiplenmek gerek..

    YanıtlaSil